İçeriğe geç

Gaziantep · İlim · Sohbet · Kültür

Yazı

​İNSAN KİMLİĞİ İLE DENGELİ YAŞAMAK

22 Eylül 2026 5 dk okuma
“"Dikkat ediyoruz, Efendimiz aleyhisselam sadece namazı öğretmek için gönderilmemiştir. Bir cihaz tanıtır gibi kullanım kılavuzu öğretmiş, insan şahsiyetini tanıtmıştır. Seven söylesin, güzel sözler kullansın. Çünkü insanda genel ifade ile duygusal boyut denilebilecek bir değer verme ve değer görme, onaylanma ihtiyacı vardır. Oruç tutmak ile tamamlanamaz bir ihtiyaçtır bu."”

​İNSAN KİMLİĞİ İLE DENGELİ YAŞAMAK

​Mü'miniz. Bir yolunu bulup Rabbimize rızasını kazanmış hâlde geri dönebilmek için yaşıyoruz. Bir ant gibi "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."¹ ayetini okuyoruz. Her şey Allah için ahiret için ama insanız; ayaklarımız toprağa basıyor. Dünyadayız; acıkıyoruz, yoruluyoruz; sevilmek, onaylanmak, kabul edilmek istiyoruz.

​Rabbimiz "Allah'ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma!"² buyuruyor. Sanki gece ile gündüz gibi bir ahenk kurmamızı istiyor dünya ile ahiret arasında. Bu ahengin örneğini ise Efendimiz aleyhisselatü vesselamın hayatında seyrediyoruz. Görüyoruz ki O aleyhisselam; namaz kılıyor, ibadet ediyor, Rabbini anlatıyor, bazen eğleniyor ya da şakalaşıyor. Hanımları ve çocukları var, şahsi hayatında kendi işini kendi yapıyor, dinleniyor, insanlara gerçekten değer veriyor, değer görüyor. Bunlarla birlikte en küçük fiilini dahi meleklerin takip ettiğini biliyor ve her yaptığını Allah için yapıyor.³ Ashabına da bunları öğretiyor. Bu eğitim süreci içinde tüm gece hiç uyumadan namaz kılacağını söyleyen bir sahabesine "Benden değilsin!"⁴ dediğine şahit oluyoruz. Eğer insanın namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetlerine manevi boyut dersek anlarız ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, insanın sadece manevi boyut ile yaratılmadığını iyi biliyordu. Kur'an okumak, ilim öğrenmek, ibadet etmek için var insanoğlu elbette. Ancak Allah'ın yaşamamızı murat ettiği hayat ve beklediği kulluk bundan ibaret değildir.

​İnsanın duygusal, bedensel, toplumsal boyutu vardır ve her bir boyutunun da dünyadan alacağı bir hakkı vardır. Bir hadis-i şerifinde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Biriniz kardeşini Allah için seviyorsa ona sevdiğini söylesin."⁵ buyurmuştur.

​Dikkat ediyoruz, Efendimiz aleyhisselam sadece namazı öğretmek için gönderilmemiştir. Bir cihaz tanıtır gibi kullanım kılavuzu öğretmiş, insan şahsiyetini tanıtmıştır. Seven söylesin, güzel sözler kullansın. Çünkü insanda genel ifade ile duygusal boyut denilebilecek bir değer verme ve değer görme, onaylanma ihtiyacı vardır. Oruç tutmak ile tamamlanamaz bir ihtiyaçtır bu.

Bir başka örnek de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetine sıkıca tembihlediği konulardan biri olan hata örtmek konusudur.⁶ İnsanların hatalarını örtmek de ruhun hırpalanmamasını, toplumsal kabul ihtiyacının doyurulmasını sağlar. Hata örten kişi de hatası örtülen kadar kazançlıdır. Böylece yapılan iyi işlerin ahretten önce dünyadaki meyveleri ile karşılaşmış oluruz. Yani mü'min dünyada da ahirette de iyilik elde etmeye çalışır. Kendi dünyasını, çevresini, ruhunu hadis-i şerifler ile imar eder. Yaptığı her iyi işi, meyvesi cennette verilecek bir tohum bilir.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, her iyiliğin sadaka olduğunu bizlere bildirmiş ve bunlara yoldan eziyet veren şeyin kaldırılması, eşin ağzına bir lokma konulması, bir muhataba güler yüz gösterilmesi gibi örnekler vermiştir.⁷ Esasen yaptığımız bu işlerin tümü sadece dünya içinmiş gibi görünür ve bundan nefsimiz de faydalanır. Belki de insanı yanıltan nokta burasıdır. Rabbimiz, dünyada lezzet alarak ancak koyduğu sınırlara da riayet ederek yaşamamıza vaat ediyor cennetini! Yani ahiret, Rabbimizin geniş rahmetiyle birlikte tüm hayatımızı kuşatmıştır.

​Yaşama denge ile devam etmenin, temelde ahiret için gerekli olduğunu da anlamamız gerekir. Bunun için Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hayatına geri döndüğümüzde mesela; cihada giderken hanımlarından birinin mutlaka yanında olduğunu görüyoruz. Bedensel ve duygusal olarak hanımlarından aldığı doyum, manevi boyutta daha güçlü olmasını sağlayacaktır çünkü. Modern Psikoloji içinde farklı ekollerde bambaşka kelimelerle ifade edilse de fark edilen şey şu; insanın sahip olduğu boyutları birbirini etkilemektedir. Bedensel bir doyum içinde olan insan, duygusal yaralanmalara karşı daha güçlüdür. Manevi boyutta huzura ve anlam arayışında bir sonuca ulaşmış kişi, bedensel hastalıklara karşı daha dirençlidir. Ancak bir boyutun bütünüyle ihmali, insani dengelerimizin alt üst olması anlamına gelebilir. Maddi ya da manevi boyutumuzun birine takılıp sadece birinin ihtiyacını fazla fazla doyurmakla da bir diğer boyutun ihtiyacı giderilmiş olmaz. Mesela, insanın bedensel hazlarını artırması, manevi ihtiyacını doyuma ulaştırmış olmaz. Dolayısıyla insan Allah rızası için namaz kıldığı gibi mesela; gezip dolaşmalı, lezzet aldığı işleri yapmalıdır. Helal dairesi içinde zevk aldığı şeylerle meşgul olmalı ama zikir, dua, namaz, tefekkür, şükür, nefis muhasebesi vb. manevi boyutunu besleyecek şeyleri de ihmal etmemelidir.

​Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem merkeze ahireti almış, geri kalan her şeyi bu temel üzerine bina etmiştir. Taif'te insanlar tarafından reddedilmenin duygusal zorluğu karşısında Rabbine münacaat etmiş, manevi gücünü aktif etmiştir.⁸ Vefat edeceği vakit ölümün ağırlığı karşısında hanımı Âişe radiyallahu anha ile baş başa kalmak istemiş, bedeni zorlanmalar yaşarken de duygusal boyutun gücünden yararlanmıştır.⁹ Ancak hiçbir ihtiyacını tamamen ihmal etmemiştir. Ahireti, dünyayı yerli yerinde yaşayarak kazanmanın örneği O'nun mübarek hayatıdır sallallahu aleyhi ve sellem.

​En nihayetinde; ahiretin kapsamadığı, ahiret için yapılmayan hiçbir şey yoktur ancak ahiret için yapılan işler namaz ve oruç gibi ibadetler ile sınırlı değildir. Rabbimizin yaratış tarzına, fıtratımıza, Şeriatımıza uygun olarak yapılan ve Allah rızasının ana gaye olduğu her iş -bazen basit görünse de- çok değerlidir. Bir tebessüm ile binlerce liralık infak terazide eşit gelebileceği gibi bir çift cılız ayak da Uhud Dağı'ndan ağır olabilir.¹⁰

​Dipnotlar:

​¹ En'âm Suresi, 162. ayet-i kerime

² Kasas Suresi, 77. ayet-i kerime

³ Rahmet Peygamberi, Nedvî

⁴ Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5

⁵ Ebu Davud, Edep 122

⁶ Buhârî, Vudû' 58

⁷ Buhârî, İman 41; Buhârî, Ezan 32

⁸ İbni Hişam, Es-Sîretü'n Nebeviyye, 420

⁹ Buhârî, Meğazî 83,84

¹⁰ Tirmizî, Birr 36; Edebü'l Müfred 237

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.

Yorum yaz

Düşüncenizi bizimle paylaşın. İsterseniz adınız sitede görünmez. Size e-posta ile dönüş yapılır.

Site deneyimi için zorunlu çerezler kullanılır. Ayrıntı: .